Sigorta Branşları

Kaza

  • Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası

 

Ferdi Kaza Sigortası

  • Hastalık / Sağlık
  • Sağlık Sigortası
  • Seyahat Sağlık Sigortası

 

Kara Araçları

  • Kasko Sigortası
  • Su Araçları
  • Tekne – Deniz Araçları Sigortası

 

Nakliyat

  • Emtea Nakliyat Sigortası
  • Kıymet Sigortası

 

Yangın ve Doğal Afetler

  • Yangın Sigortası
  • Zorunlu Deprem Sigortası

 

Genel Zararlar

  • Cam Kırılması Sigortası
  • Hırsızlık Sigortası
  • Makine Kırılması Sigortası
  • Makine Montaj Sigortası
  • İnşaat Sigortası
  • Elektronik Cihaz Sigortası
  • Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası
  • Devlet Destekli Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası
  • Devlet Destekli Küçükbaş Hayvan Hayat Sigortası
  • Devlet Destekli Kümes Hayvan Hayat Sigortası
  • Devlet Destekli Sera Sigortası
  • Devlet Destekli Su Ürünleri Hayat Sigortası
  • Devlet Destekli Arıcılık (Arılı Kovan) Sigortası
  • Devlet Destekli İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası

 

Kara Araçları Sorumluluk

  • Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası
  • Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
  • Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası

 

Genel Sorumluluk

  • İşveren Mali Sorumluluk Sigortası
  • Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Sorumluluk Sigortası
  • Asansör Kazalarında Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Sorumluluk Sigortası
  • Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası
  • Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk Sigortası
  • Özel Güvenlik Mali Sorumluluk Sigortası
  • Zorunlu Sertifika Mali Sorumluluk Sigortası
  • Mesleki Sorumluluk Sigortası
  • Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Mali Sorumluluk Sigortası
  • Ürün Sorumluluk Sigortası
  • Kredi
  • Finansal Kayıplar
  • Kar Kaybı Sigortası
  • Hukuksal Koruma
  • Hayat

Sigorta Tanımları

AŞKIN SİGORTA (OVER INSURANCE)

Aşkın sigorta terimi, tazminat poliçelerinde söz konusu olan bir kavramdır. Poliçedeki sigorta bedelinin, sigorta konusunun gerçek ve makul değerinin üzerinde olması halidir. Sigortanın temel prensibine göre amaç, sigortalının uğradığı maddi kaybın giderilmesi olmakla birlikte, çeşitli nedenlerle sigorta bedeli, sigortalı tarafından gerçek ve makul değerin üzerinde beyan edilmektedir.

Ancak, sigorta şirketi, bir tam zıya durumunda, o malın gerçek değerini ödemek veya ikame etmek durumunda olduğundan, sigortalı, olması gerekenden fazla prim ödemiş olacaktır.

AZAMİ İYİNİYET (UTMOST GOOD FAITH)

Bir sigorta sözleşmesinin tarafları, sigortacı ile sigortalıdır. Sigorta şirketi, sigorta edilecek olan mal, hayat veya sorumluluk konusu olan şey ile ilgili hiçbir bilgiye sahip değildir ve karşı tarafın vermiş olduğu bilgiye güvenmek durumundadır. Diğer taraftan, menfaatini sigorta ettirmek üzere teklif formunu doldurmakta olan kişi de, kendi ihtiyaçlarına yönelik ürünü belirlemede sigortacının vermiş olduğu teknik bilgiye güvenmek durumundadır.

Sigorta sözleşmesinin oluşturulması aşamasında her iki taraf için de söz konusu olan ortak nokta, tamamen karşı tarafın vermiş olduğu bilgiye güvenmek durumunda olmalarıdır. Taraflardan birinin iyiniyetli olmaması nedeniyle karşı tarafa gerçek olmayan bilgi vermesi, karşı tarafı yanıltmak ve istemediği bir sözleşmeye girmesini sağlamaktır ve iyiniyet prensibinin ihlali, karşı tarafa sözleşmenin feshi hakkını vermektedir.

BİRLİKTE SİGORTA (COINSURANCE)

Sigorta konusu olan menfaatin, aynı tehlikelere karşı, aynı sigorta dönemi içerisinde birden fazla sigorta şirketi tarafından sigortalanmasıdır. Sigorta şirketleri çeşitli nedenlerden dolayı, sigorta konusu olan şeye birlikte teminat vermektedir ve bunun başlıca nedeni, sigorta bedelinin, sigorta şirketerinin mali gücüne ve mevcut kapasitelerine göre çok yüksek olması ve tek başlarına teminat vermeye müsait olmamasıdır.

BÜTÜN TEHLİKELER (ALL RISKS)

Bir çok branşta uygulanan ve sigortalının alabileceği en geniş teminat biçimidir. Teminatın adı “Bütün Tehlikeler” olmasına rağmen, karşılaşılabilecek bütün tehlikelere karşı koruma sağlayan bir teminat değildir. Bu tip poliçeler, kişilerin artan sigorta ihtiyaçlarına cevap vermek üzere oluşturulmuş, nispeten yeni ürünlerdir. Poliçenin, istisnalar bölümünde, hangi tehlikelere karşı koruma sağlamadığı tek tek sayılır ve bu istisnaların dışında kalan tüm tehlikelerin teminat altında olduğu belirtilir. Bu özelliğinden dolayı bu poliçeler, “Bütün Tehlikeler” (All Risks) Poliçesi olarak adlandırılmaktadır.

BEKLENEN AZAMİ HASAR (PROBABLE MAXIMUM LOSS)

Normal şartlar altında, tek bir olaydan meydana gelebilecek, muhtemel azami hasar miktarıdır. Meydana gelme ihtimali çok az olan, örneğin katastrofik olaylardan ileri gelebilecek hasarlar, Beklenen Azami Hasar hesabına alınmaz.

COĞRAFİ SINIRLAR (TERRITORIAL LIMITS)

Sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu coğrafik alandır. Örneğin, bir tekne poliçesindeki "Sefer Sahası" veya "Faaliyet Alanı" gibi terimler, o tekne poliçesinin ancak o alanlarda meydana gelebilecek hasarlar için yürürlükte olduğu anlamına gelmektedir.

ENTEGRAL MUAFİYET (FRANCHISE)

Sigorta dönemi içerisinde meydana gelen ve belli bir miktarın altında kalan hasarın, sigortalı tarafından; hasarın bu miktarı aşması durumunda ise, tamamının sigorta şirketi tarafından ödenmesini öngören muafiyet uygulamasıdır. Sigorta bedelinin belli bir yüzdesi veya maktu olabilir.

EKSİK SİGORTA (UNDER INSURANCE)

Poliçede yazılı sigorta bedelinin, sigortaya konu olan malın gerçek ve makul değerinin altında olması durumudur. Sigortalı, bilmeyerek veya daha az prim ödemek amacıyla malın gerçek değerinin altında bir beyanda bulunmaktadır.

Eksik sigorta halinde sigortalı, sigortanın, "uğranılan maddi kayıpların tam anlamıyla giderilmesi" prensibinden yeterince yararlanamamaktadır. Örneğin, tam zıya halinde, sigorta şirketinin ödeyeceği en fazla miktar, poliçede beyan edilmiş sigorta bedeli kadar olacaktır. Kısmi hasarlarda da aynı durum söz konusudur ve sigorta şirketinin ödeyeceği en fazla hasar miktarı, eksik sigorta bedelinin, olması gereken sigorta bedeline oranı kadardır.

FİYAT (RATE)

Sigorta veya reasürans teminatına karşılık olarak ödenecek primin hesaplanmasında esas alınan ve oran olarak ifade edilen bir terimdir. Fiyatın sigorta bedeline veya teminata uygulanmasıyla prim miktarı bulunmaktadır.

GENEL ŞARTLAR (GENERAL CONDITIONS)

Poliçe üzerinde açıkça ifade edilmiş, teminatın kapsamı, istisna edilen haller, hasar prosedürü, sigortalının görev ve yükümlülükleri, anlaşmazlık halinde uygulanabilecek hükümler, prim ödemesi, rücu durumu gibi sigorta sözleşmesinin esaslarını içeren koşullardır.

GERÇEK TAM ZIYA (ACTUAL TOTAL LOSS)

Sigorta konusu olan şeyin, sigorta teminatı kapsamındaki tehlikelerden birinin gerçekleşmesi sonucu tamamen kullanılamaz ve onarılamaz hale gelmesi durumudur. Bu durumda, sigorta şirketinin azami sorumluluğu, sigorta poliçesi üzerinde yazan miktar kadardır. Bir binanın yanması veya depremde yıkılması, bir geminin batması gerçek tam zıya örnekleridir.

HASAR (DAMAGE)

Herhangi bir mala, eşyaya verilen fiziki hasarı veya kişinin gerek bedeni, gerekse manevi zararını ifade etmek için kullanılır.

HÜKMİ TAM ZIYA (CONSTRUCTIVE TOTAL LOSS)

Sigorta teminatı kapsamındaki tehlikelerden birinin gerçekleşmesi sonucu, hasarı önlemek için yapılacak masrafın, kurtarılacak değeri aşması veya sigorta konusu olan şeyin tahmini tamir masrafının, ekonomik maliyet sınırını geçmesi hallerinde hükmi tam zıiya durumu sözkonusu olmaktadır. Genellikle nakliyat sigortalarında söz konusudur.

HASAR FAZLASI REASÜRANSI (EXCESS OF LOSS)

Bir reasürans anlaşması türüdür ve reasürör, sigortacının yazmış olduğu işlerden elde ettiği primin belli bir kısmı karşılığında, o işlere ilişkin meydana gelen hasarların, önceden saptanmış bir tutarı (sedan şirketin net saklama payı) geçen kısmını karşılamayı taahhüt eder.

Hasar Fazlası Reasürans Anlaşmalarının Bölüşmeli Reasürans Anlaşmalarından en büyük farkı, sadece hasara ilişkin bir anlaşma olmasıdır. Tek bir branş için olabildiği gibi birkaç branşa birlikte de uygulanabilir ve özellikle kümül oluşturan hasarlarda ve katastrofik olaylarda, sigorta şirketinin koruması açısından oldukça etkili anlaşmalardır.

HASAR PRİM ORANI (LOSS RATIO)

Gerçekleşen hasarların kazanılmış prime olan oranıdır. Hasar prim oranının hesabı şu şekilde yapılmaktadır:

(Ödenen Hasarlar + Muallak Hasarlar Karşılığı - Devreden Muallak Hasarlar Karşılığı) / (Yazılan Prim - Kazanılmamış Primler Karşılığı + Devreden Kazanılmamış Primler Karşılığı - Devam Eden Riskler Karşılığı + Devreden Devam Eden Riskler Karşılığı)

HESAP/MUHASEBE YILI (ACCOUNTING YEAR)

Sigorta poliçesinin yürürlüğe girdiği tarih göz önüne alınmaksızın, o poliçeye ilişkin tahakkuk eden primin hesaba kaydedildiği takvim yılıdır. Bir hesap yılı içerisinde, başlangıç tarihleri farklı olan poliçelere ait primler olabilmektedir. Örneğin, bir yıldan uzun süren Mühendislik, Tekne İnşaat poliçelerinde, risk devam ettiği sürece prim tahakkuk etmekte, bu primler, başlangıç tarihleri eski olan poliçelere ait olmakla birlikte, içinde bulunan hesap yılı kapsamında değerlendirilmektedir.

HASARI ÖNLEME (LOSS PREVENTION)

Gerçekleşen hasarların kazanılmış prime olan oranıdır. Hasar prim oranının hesabı şu şekilde yapılmaktadır:

Meydana gelmesi muhtemel hasarın nedenlerini araştırarak, bu nedenleri ortadan kaldırmak üzere sigortalıya tavsiyelerde bulunmak, bilgi ve donanım sağlamak ve sigorta poliçesine, tedbir öngören bazı şartlar ilave etmek gibi sigortacı tarafından alınan tedbirlerin tümü, hasarı önleme faaliyetleridir.

İŞ YILI (UNDERWRITING YEAR)

Poliçenin düzenlendiği yıldır. Sigorta muhasebesi bakımından önem taşımaktadır. Bu poliçeye ilişkin primlerin takip eden yıl içinde de (bir yıldan uzun vadeli inşaat poliçelerinde prim ödemesi, inşaat devam ettiği sürece örneğin, 10 yıl sürebilmektedir) sigortacıya ödemiş olması, iş yılı hesabı açısından bir fark oluşturmaz ve poliçenin düzenlenmiş olduğu yıla göre hesaba alınırlar.

Aynı şekilde, bu poliçeye ilişkin yapılan hasar ödemeleri de, aradan geçen süre ne kadar uzun olursa olsun, poliçenin düzenlenmiş olduğu yıla göre muhasebeleştirilirler.

KLOZ (CLAUSE)

Poliçenin bir bölümü veya poliçeye ekli, özel şarttır ve taraflar arasındaki sözleşmenin gerçek sınırlarını belirlemek amacıyla kullanılmaktadır.

KOMİSYON (COMMISSION)

Sigorta şirketlerinin, prim üretimi başta olmak üzere sigortacılık ile ilgili faaliyetlerinde şirket adına iş yapan sigorta aracılarına ödediği belli orandaki para miktarıdır. Bu oran, sigorta aracısının düzenlediği veya düzenlenmesine aracılık ettiği poliçe toplam priminin belli bir yüzdesidir. Her bir sigorta branşı için ayrı olmak üzere farklı kademelerdeki sigorta aracılarına değişik yüzdelerde komisyonlar ödenmektedir.

Sigorta şirketi ile reasürans şirketi arasındaki ilişkide aracılık eden reasürans aracısı kişi ve kuruluşlara da bir komisyon ödenmektedir ve buna da reasürans komisyonu denilmektedir.

KISMİ HASAR (PARTIAL LOSS/PARTICULAR AVERAGE)

Sigorta konusu olan şeyin, adından da anlaşılacağı üzere kısmen hesaplanmasıdır. Ancak, bir hasarın "kısmi" olup olmadığını belirleyen bir ekonomik sınır söz konusudur ve bu sınır sigortacı açısından çok önemlidir. Sigorta konusu olan şeyin kısmen hasarlanması durumunda dahi, tamir ve diğer masraflar toplamının sigorta bedeline göre yüksek bir oran tutması, diğer bir deyişle tamirin ekonomik olmaması halinde hükmi tam zıya çözümüne gidilebilir.

Buna göre, bir hasarın kısmi nitelikte olup olmadığını belirleyen faktör, tamir bedelinin sigorta şirketi açısından ekonomik olmasıdır.

KAZANILMIŞ NET PRİM (NET EARNED PREMIUM)

Hesap yılının birinci gününden itibaren sigortacı tarafından düzenlenmiş poliçeler karşılığında yazılan primler, teknik anlamda brüt primdir. Hesap yılı içerisinde, örneğin, dördüncü ayda düzenlenen poliçenin yıllık priminin sadece sekiz aylık karşılığı cari yıla ait, geri kalan dört aylık primi ise takip eden yılın hesabına dahil olmaktadır.

Sigorta şirketi tarafından düzenlenen tüm poliçeler için tek tek böyle bir hesap yapmak güç olduğundan, şirketin yıl içerisinde tahakkuk ettirdiği toplam primin belli bir yüzdesi devam eden riskler için bir sonraki yıl hesabına aktarılmaktadır. İstihsal edilen yıllık primden reasürans maliyeti ve devam eden riskler için ayrılan rezerv çıkarıldıktan sonra kalan kısım, "Kazanılmış Net Prim"dir.

LEHDAR (BENEFICIARY)

Sigortadan faydalanan kişidir. Sigorta sözleşmesine doğrudan taraf olabildiği gibi, sigorta ettiren konumundaki diğer bir kimsenin yapmış olduğu sözleşme ile de sigortadan doğrudan veya dolaylı olarak yararlanma konumunu elde edebilir.

LÜTUF ÖDEMESİ (EX GRATIA)

Sigorta şirketinin teminata girmeyen ya da teminat kapsamında olup olmadığı tartışmalı hasarlarda yaptığı ödemedir. Lütuf ödemesi hasarın tamamı veya bir kısmı için yapılabilir.

Sigorta şirketinin, kendi sigortalıları ile içinde bulunduğu iyi ilişkilerini veya ticari itibarını koruma düşüncesi, lütuf ödemesinin nedenleri arasında gösterilebilir. Bu tür ödemelerin önemli bir sonucu, rücu imkanını ortadan kaldırmasıdır.

MÜŞTEREK SEBEP (CONCURRENT CAUSE)

Birbirlerinden bağımsız olarak ortaya çıkan ve hasarın oluşumuna ayrı ayrı katkıda bulunan sebeplerdir. Devam etmekte olan bir fırtına ve bu fırtına sırasında tamamen başka bir nedenle başlayan yangın, bir hasarın müşterek sebebi olabilirler.

MÜCBİR SEBEP (ACT OF GOD)

İnsan iradesi, gücü ve müdahalesiyle önüne geçilemeyen, deprem, yıldırım, kasırga gibi doğal afetler mücbir sebeb olarak adlandırılmaktadır ve sorumluluk hukuku açısından önem taşımaktadır.

MUTABAKATLI POLİÇE (AGREED VALUE/VALUED POLICY)

Sigorta sözleşmesinin tarafları olan sigortalı ile sigortacı tarafından, üzerinde mutabık kalınmış, tam zıya halinde sigortalıya ödenecek olan bedeldir. Mutabakatlı değer, sigorta poliçesi düzenlendiği sırada belirlenmekte, poliçe süresi içerisinde meydana gelebilecek piyasa dalgalanmalarından etkilenmemektedir. Tam zıya halinde sigortalıya ödenecek olan bedelin başlangıçta belirlenmiş olması, olası bazı sigorta sahtekarlıklarının da önüne geçmektedir.

Mutabakatlı poliçe, tekne ve nakliyat sigortalarında sık olarak kullanılmaktadır.

MUALLAK HASAR (OUTSTANDING LOSS)

Meydana gelmiş ve sigorta şirketi tarafından bilinen bir hasara ilişkin olarak, ileride ödenmesi muhtemel hasar ödemesidir ve bu muhtemel ödeme için ayrılan miktara da muallak hasar rezervi denir.

MEYDANA GELMİŞ ANCAK BİLDİRİLMEMİŞ (INCURRED BUT NOT REPORTED)

Sigorta muhasebesi açısından oldukça önemli bir kavramdır. Belli bir dönem, genellikle hesap döneminin sonunda, sigorta şirketinin portföyünde bulunan branşlar itibariyle meydana gelmiş bir takım hasarlar söz konusu olmakta, ancak bu hasarların varlığı ve maliyeti konusunda sigorta şirketinin herhangi bir bilgisi bulunmamaktadır. Bu tür hasarlar, "meydana gelmiş ancak bildirilmemiş" hasarlar olarak adlandırılır ve sigorta şirketi tarafından, bu hasarlar için belli bir rezerv ayrılır.

MÜŞTEREK AVARYA (GENERAL AVERAGE)

Gemi ve yükü birlikte tehdit eden bir tehlikeden onları korumak amacıyla, makul bir hareket tarzında olmak kaydıyla, bilerek bir fedakarlık yapılması veya bir masrafa katlanılması durumunda, Müşterek Avarya hareketi sözkonusudur ve bu nitelikte bir hareketin doğrudan doğruya sonucu olan zarar veya masraflar Müşterek Avarya'dır.

Müşterek Avarya kapsamına giren zarar ve masraflar, gemi, yük ve navlun sahipleri arasında paylaştırılır ve bu işleme dispeç (adjustment) denir.

Müşterek Avarya kapsamında önemli olan bazı kavramlar : Müşterek Avarya Fedakarlığı (General Average Sacrifice): Müşterek Avarya hareketinin teknede veya emtiada neden olduğu maddi zarardır. Yüklü geminin bir deniz tehlikesi nedeniyle batma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı sırada geminin batmaması için karaya oturtulması (donatanın fedakarlığı) ya da geminin batmaması için yükün bir kısmının denize atılması (yük sahibinin fedakarlığı), Müşterek Avarya Fedakarlığı için birer örnektir.

Müşterek Avarya İştiraki (General Average Contribution): Müşterek Avarya fedakarlığı yapan tarafın masrafına katılmadır. Karaya oturtulan geminin hasarına yük ve navlun sahibinin, bir kısmı denize atılan yük sahibinin zararına tekne ve navlun sahibinin iştirakidir.

Müşterek Avarya Masrafı (General Average Expenditure): Donatanın diğer menfaatler adına yapmış olduğu (sığınma limanına giriş çıkış gibi) masraftır.

MORTALİTE TABLOLARI (MORTALITY TABLES )

Bir ülkenin toplam nüfusunun gözlemlenmesi suretiyle elde edilen sonuçların, Hayat sigortalarına uygulanmak üzere hazırlanan tablolarına denir. Herhangi bir yaşta, bir yıl içerisinde kaç kişinin hayatta kalacağı veya kaç kişinin öleceği bu tablolardan hareketle tahmin edilebilmektedir.

Mortalite tabloları, tablonun yapılış şekline ve yapıldığı yere göre isim almaktadır. Örneğin, Amerikan C.S.O. 19531958 Mortalite tablosu denildiği zaman, Amerika Birleşik Devletleri'nde 1953 - 1958 yılları arasında tam nüfusun gözlemlenmesi suretiyle elde edilen sonuçları gösteren tablo anlaşılmaktadır. Bunun yanısıra, bu tablolara "teknik faiz" yüklemesi yapılarak "Komitasyon Tabloları" elde edilmektedir.

Mortalite tabloları, tüm nüfus dikkate alınarak yapılabildiği gibi, cinsiyet ayırımı, belli bir bölgenin nüfusu gibi esaslara göre de yapılabilmektedir.

ÖZEL ŞARTLAR (PARTICULAR CONDITIONS)

Özel şartlar, sigortacı ve sigortalının üzerinde anlaştığı ve sigortalının çıkarları dikkate alınarak genel şartlara eklenen koşullardır. Özel şartların, TTK'nın emredici hükümlerine ve sigortalının aleyhine olmaması gerekmektedir. Özel şartlardaki amaç, sigortalının veya sigorta edilen menfaatin durumuna ve risklere göre ihtiyaçlara cevap verebilmektir.

PRİM (PREMIUM)

Herhangi bir riske ilişkin olarak, sigortacının vermiş olduğu teminata karşılık olmak üzere, sigortalı veya sigorta ettiren tarafından para olarak ödenen bedeldir. Sigorta sözleşmesinin en önemli unsurlarından birisidir ve sözleşmenin diğer bütün şartları yerine getirilmiş olsa dahi, primin ödenmemesi, birçok durumda sigorta sözleşmesinin yürürlüğe girmesini engelleyen bir durumdur.

Prim, risk primine ek olarak genel giderler, komisyonlar, sigorta şirketinin bu iş dolayısıyla katlanmak zorunda olduğu tüm maliyetler ve faaliyet karını içermektedir.

Yukarıda adı geçen risk primi ise, eldeki istatistiklere dayanılarak hesaplanmış muhtemel hasar miktarı ve hasar masraflarını karşılamak üzere hesaplanmış net prim miktarıdır. Tehlike primi olarak da adlandırılabilir.

POLİÇE DEVRİ (ASSIGNMENT)

Poliçe üzerindeki yasal hakların devridir. Bir kişinin sigorta yaptırabilmesi için, sigortanın konusu üzerinde sigorta edilebilir menfaatinin olması önemli bir şarttır. Bu menfaatin varlığı üzerine düzenlenen poliçe üzerindeki her türlü yasal hak, sigorta ettiren kişiye aittir.

Sigorta ettiren kişinin sigorta konusu üzerindeki menfaatinin sona ermesi, poliçenin geçerliliği üzerinde branşlara göre değişik etkilerde bulunmaktadır. Bazı branşlarda poliçe kendiliğinden hükmünü yitirmekte, bazı branşlarda ise poliçe, sigortanın konusunu takip ettiği için sigortalı değişikliğinden etkilenmemekte, hükmünü sürdürmektedir. Bu nedenle, poliçenin bir başka kişiye ya da sigorta konusu üzerinde menfaati ele geçiren kişiye devri, branşlara göre değişmektedir.

Sigorta Yaptırırken

Sigorta poliçenizi düzenleyen kişilere doğru ve tam bilgi veriniz.

Sigorta sözleşmeleri, sigorta ettirenin/sigortalının beyan esasına beyanına göre düzenlenmektedir. Sigorta ettiren/sigortalı, poliçenin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayacak şekilde teminatları içermesi için sigorta şirketine tam ve doğru bildirimde bulunmalıdır. Aksi takdirde, sigorta ettirenin beyanının gerçeğe aykırı veya eksik olması halinde, sigorta şirketi, sözleşmeyi daha ağır şartlarla yapabileceği gibi sigorta poliçesini de iptal etme hakkına sahiptir.

Poliçenizi mutlaka okuyunuz.

Sigorta poliçesi, sigorta ettiren/sigortalı ile sigorta şirketi arasında yapılan bir sözleşme olup, her iki tarafı da bağlayan hükümler içermektedir. Bu nedenle, tarafların hak ve yükümlülüklerinin öğrenilmesi için poliçe ve eklerinin mutlaka incelenmesi gerekmektedir.

Sigorta genel şartlarını inceleyiniz.

Sigorta genel şartları, söz konusu sigorta ile temin edilen haller ve sigorta teminatı dışında kalan haller ile sigorta şirketine ve sigorta ettirene düşen görevler gibi temel konulara ilişkin düzenlemeleri açıklayan mevzuat olup, sigorta şirketleri tarafından poliçe ekinde sigorta ettirene verilmektedir.

Söz konusu genel şartların, satın alınan ürün hakkında ayrıntılı bilgi edinilmesi, sigorta yaptırılmadan önce ya da sigorta yaptırıldığı zaman ileride karşılaşılabilecek sorunların en aza indirilmesi amacıyla sigorta ettiren tarafından çok iyi okunması gerekmektedir.

Sigorta teminatının kapsamını tam olarak inceleyiniz.

Sigorta poliçesi tarafından sağlanan teminatların kapsamı konusunda tereddüte yer vermeyecek şekilde bilgi edinilmelidir.

Sigorta poliçesinde yer alan özel şartları inceleyiniz.

Sigorta poliçelerinde sigortalı aleyhine olmamak ve genel şartların hükümlerini daraltmamak kaydıyla özel şartlar yer alabilir. Özel şartlar, her riske ve poliçeye özel olarak kaleme alınabileceği için sigortalının, poliçesinde yer alan özel şart hükümleri hakkında bilgi sahibi olması önemlidir.

Poliçenizin prim tutarını/ücretini mutlaka ödeyiniz.

Sigorta teminatı, aksi belirtilmedikçe sigorta ücretinin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmış ise, ilk taksitin ödenmesiyle başlamaktadır.

Poliçenizde muafiyet ve/veya müşterek sigorta uygulamasına dikkat ediniz.

Bazı sigorta poliçeleri müşterek sigorta (sigorta bedelinin poliçede belirtilen belli bir yüzdesinin sigortalı üzerinde kalması ve meydana gelecek hasarlarda sigortalının bu oranla hasara iştirak etmesi kaydıyla sigortalıyla müşterek olarak yapılması) ve/veya muafiyet (hasarın, poliçede önceden belirtilmiş, sigorta bedeli üzerinden bulunacak bir oranda veya tutarda sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyeceği) uygulamaları bulunmaktadır. Müşterek sigorta ve muafiyet uygulamalarında sigortalının ödeyeceği prim tutarından indirim yapılmaktadır. Dolayısıyla, sigortalının poliçenin düzenlenmesi aşamasında ödeyeceği prim tutarını ve sonrasında hasar anında alacağı tazminat miktarını etkileyecek muafiyet ve müşterek sigorta uygulamalarının avantaj ve dezavantajlarını bilmesi büyük önem taşımaktadır.

Sigorta poliçenizi düzenleyen kişilere doğru ve tam bilgi veriniz.

Sigorta sözleşmeleri, sigorta ettirenin/sigortalının beyan esasına beyanına göre düzenlenmektedir. Sigorta ettiren/sigortalı, poliçenin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayacak şekilde teminatları içermesi için sigorta şirketine tam ve doğru bildirimde bulunmalıdır. Aksi takdirde, sigorta ettirenin beyanının gerçeğe aykırı veya eksik olması halinde, sigorta şirketi, sözleşmeyi daha ağır şartlarla yapabileceği gibi sigorta poliçesini de iptal etme hakkına sahiptir.

Poliçenizi mutlaka okuyunuz.

Sigorta poliçesi, sigorta ettiren/sigortalı ile sigorta şirketi arasında yapılan bir sözleşme olup, her iki tarafı da bağlayan hükümler içermektedir. Bu nedenle, tarafların hak ve yükümlülüklerinin öğrenilmesi için poliçe ve eklerinin mutlaka incelenmesi gerekmektedir.

Sigorta genel şartlarını inceleyiniz.

Sigorta genel şartları, söz konusu sigorta ile temin edilen haller ve sigorta teminatı dışında kalan haller ile sigorta şirketine ve sigorta ettirene düşen görevler gibi temel konulara ilişkin düzenlemeleri açıklayan mevzuat olup, sigorta şirketleri tarafından poliçe ekinde sigorta ettirene verilmektedir.

Söz konusu genel şartların, satın alınan ürün hakkında ayrıntılı bilgi edinilmesi, sigorta yaptırılmadan önce ya da sigorta yaptırıldığı zaman ileride karşılaşılabilecek sorunların en aza indirilmesi amacıyla sigorta ettiren tarafından çok iyi okunması gerekmektedir.

Sigorta teminatının kapsamını tam olarak inceleyiniz.

Sigorta poliçesi tarafından sağlanan teminatların kapsamı konusunda tereddüte yer vermeyecek şekilde bilgi edinilmelidir.

Sigorta poliçesinde yer alan özel şartları inceleyiniz.

Sigorta poliçelerinde sigortalı aleyhine olmamak ve genel şartların hükümlerini daraltmamak kaydıyla özel şartlar yer alabilir. Özel şartlar, her riske ve poliçeye özel olarak kaleme alınabileceği için sigortalının, poliçesinde yer alan özel şart hükümleri hakkında bilgi sahibi olması önemlidir.

Poliçenizin prim tutarını/ücretini mutlaka ödeyiniz.

Sigorta teminatı, aksi belirtilmedikçe sigorta ücretinin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmış ise, ilk taksitin ödenmesiyle başlamaktadır.

Poliçenizde muafiyet ve/veya müşterek sigorta uygulamasına dikkat ediniz.

Bazı sigorta poliçeleri müşterek sigorta (sigorta bedelinin poliçede belirtilen belli bir yüzdesinin sigortalı üzerinde kalması ve meydana gelecek hasarlarda sigortalının bu oranla hasara iştirak etmesi kaydıyla sigortalıyla müşterek olarak yapılması) ve/veya muafiyet (hasarın, poliçede önceden belirtilmiş, sigorta bedeli üzerinden bulunacak bir oranda veya tutarda sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyeceği) uygulamaları bulunmaktadır. Müşterek sigorta ve muafiyet uygulamalarında sigortalının ödeyeceği prim tutarından indirim yapılmaktadır. Dolayısıyla, sigortalının poliçenin düzenlenmesi aşamasında ödeyeceği prim tutarını ve sonrasında hasar anında alacağı tazminat miktarını etkileyecek muafiyet ve müşterek sigorta uygulamalarının avantaj ve dezavantajlarını bilmesi büyük önem taşımaktadır.

Kıbrıs'ta Sigortacılık

Bugün itibarı ile sigorta sektöründe 3 Hayat ve 31 Hayat Dışı olmak üzere 34 şirket ve 1 Reasürans şirketi faaliyet göstermektedir. Bu şirketlerimizin sermaye yapılarına bakıldığında 9 şirket Türkiye de faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin şubesi 26 şirketin ise yerel sermaye ile kurulmuş şirketler olduğu görülmektedir. 2019 yılı üretim ve ödenen hasar rakamları Prim üretiminin Hayat Dışı sigortalarda 450.000.000 TL Hayat Branşında ise 55.000.000 TL civarındadır. Ödenen hasarların ise Hayat Dışı sigortalarda, 210,000,000 TL dir.

KKTC sigorta geçmişi 1950 li yılların başlarında başlamaktadır. İngiliz kolonisi olan Kıbrıs adasının Türk Toplumunda sigortacılık Türkiye Cumhuriyeti’nde faaliyette bulunan sigorta şirketlerinin acenteleri şeklinde faaliyet gösteren acentelerle başlamış ve yıllarca bu şekilde devam etmiştir. Adamızda 50 li yıllarda Doğan Sigorta Acenteliği Seyfi Akdeniz ve oğlu tarafından başlatılan ilk sigortacılık faaliyeti olup acente olarak başlamıştır. 1963 yılına kadar Türk Bankası acenteliğinde Güven Sigorta, Kooperatif Merkez Bankası acenteliğinde Şeker Sigorta ve son olarak Can Kardeşler acenteliğinde Güneş Sigorta bu gün itibariyle Güney Kıbrıs da bulunan Rum sigortacılar birliğine ve Hire Risk Pool ( Bu gün itibariyle Hire & Rejected Risk Pool ) üye olarak faaliyet göstermişlerdir.

1993 yılına kadar geçen yaklaşık 43 yıllık sürede ülkemizde sigorta faaliyetleri acente düzeyinde yürütülmüştür. 1993 yılına gelindiğinde KKTC Cumhuriyet Meclisi 39/1993 sayılı Sigorta Hizmetleri ( Düzenleme ve Denetim ) Yasasını yapar ancak uygulanmasını yeni uygulamanın yapılandırılabilmesi amacıyla üç yıl erteleyerek yasayı 1996 yılında yürürlüğe koyar. Bu tarihten itibaren ülkemizde yapılmakta olan sigorta faaliyetleri şekil değiştirmeye başlar. Yerel şirketler 1996 yılından itibaren kurulmaya ve acentelikten kurtulup kendi acente ağlarını kurmaya ve daha önce hiç kullanmadıkları reasürans ( Reinsurance ) anlaşmaları yapmaya başlarlar. KKTC sigorta sektörüne ilk reasürans anlaşmalarını yapan reasürörler İşbankası iştiraki olan Milli – Re ve Destek Reasüranstır. Bu yeni durumda Türkiye şirketleri yeni yasayla birlikte şube halinde ve yabancı şirket statüsünde faaliyetlerine devam ederler. Daha önce de belirtildiği üzere bu gün itibariyle ülkemizde 9 şube ve 26 yerel şirket olarak toplam 35 şirket faaliyet göstermektedir.

Daha önce belirtildiği gibi ülkemizde sigorta faaliyetleri 1950 yıllarında başlamıştı. Ancak bu süreç içerisinde yaşanan gelişmeler 1993 yılına gelindiğinde yerel bir sigorta sektörünün yaratılması gerekliliğini getirmiş ve hazırlanan 39/1993 sayılı Sigorta Hizmetleri (Düzenleme ve Denetim) sayılı yasa meclisimizden geçirilerek yürürlüğe konmuştur. Ancak daha önce de belirtildiği üzere 1993 yılına kadar acente olarak faaliyet gösteren yerel kuruluşlarımızın şirkete dönüşebilmesi açısından ve olası bir kaosu önleme açısından söz konusu yasanın uygulanması ise 1996 yılına bırakılmıştı. 2006 yılına gelindiğinde bu yasanın günümüz açısından her konuda yetersiz kaldığı görülmüş ve yeni ve çağdaş dünya sigortacılığı ile uyumlu bir yasanın yapılması için ilk adım atılmıştı. Beş yıl gibi uzun bir sürede bu gün yürürlükte olan 60/2010 sayılı yasamız hazırlanarak 31/12/2010 tarihinde meclisten geçirilmiş ve yürürlüğe girmiştir.

Sigorta sektörünün bağlı olduğu daire Para Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi olup dairenin müdürü ayni zamanda “Sigorta Yöneticisi” dir ve Maliye Bakanlığına bağlıdır.

Sigortanın Tarihi

Dünyada sigortacılığa benzer ilk uygulamalara günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce Babiller’ de rastlanmaktadır. Zamanın ticaret merkezi durumundaki Babil’ de, kervan tüccarlarına borç veren sermayedarlar, kervanların soyulması veya fidye ödeme durumuyla karşılaşmaları halinde tüccarların borçlarını silmekte, buna karşılık borcu tüccarlardan geri aldıkları zaman, taşıdıkları riskin karşılığı olarak ana borç miktarı üzerinden bir miktar para almaktaydılar. Bu olay daha sonra Kral Hammurabi tarafından yasallaştırıldı. Hammurabi Kanunlarının en büyük özelliği haydutların saldırısına uğrayan kervanların zararlarının bütün diğer kervanlar arasında paylaşılmasını öngörmeseydi. Bu, tehlike paylaşmasının kara taşımacılığındaki ilk örneğidir.

M.Ö. 600 yıllarında Hindu’ lar sigorta özelliği taşıyan kredi anlaşmaları yapmaya başladılar. Basit içerikli bu anlaşmalar, toplumlardaki sigorta düşüncesini geliştirerek sigortacılıkta ilk adımları ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Bu tür kredi anlaşmaları ortaçağda da gelişerek deniz ödüncü ve nakliyat sigortalarının temelini oluşturmuşlardır.

Sonraları sigortaya daha yakın uygulamalar özellikle deniz ticaretinin geliştiği yerlerde görülmektedir. İlk denizci uluslardan Kartacalılar, Romalılar, Yunanlılar arasında, geminin taşıdığı yük üzerine borç verip geminin limana varamaması riskini taşıyan ve gemi salimen limana döndüğünde, hem verdiği borç miktarını , hem de taşıdığı riziko karşılığı faiz niteliğinde önemli pay alanlar bulunmaktaydı. Alınan bu faizlerin yüksekliği Kilise tarafından hoş görülmeyip, bir süre sonra da yasaklandı. Büyük olasılıkla bu yasak, olabilecek tehlikelere karşı önceden bir prim alma biçimine, dolayısıyla da sigorta fikrinin doğmasına yol açtı.

Prim esaslı sigorta yaklaşık M.S. 1250 yıllarında Venedik, Floransa ve Cenova şehirlerinde görüldü. Gene de bugünkü anlamda sigortadan söz edilebilmesi için 14. yy’ ı beklemek gerekti. Ekonomik koşulların değişmesi ile ticaret, 14. yy’ dan başlayarak çok önemli gelişmeler gösterdi. O devirde deniz ticaretinde en ileride bulunan İtalya’ da sigortaya gereksinim duyuldu ve deniz sigortası kavramı da ilk defa burada ortaya çıktı. İlk sigorta poliçesi olarak kabul edilen mukavele 23 Ekim 1347 tarihini taşımaktaydı ve İtalya’ nın Cenova Limanı’ ndan Mayorka’ ya “Santa Clara“ adlı geminin yükünü temin etmek amacıyla düzenlendi. İlk sigorta şirketi de 1424 yılında, yine Cenova şehrinde kuruldu. Sigorta konusunda ilk kanuni mevzuat ise 1435 yılında yayınlanan Barselona Fermanı’ ydı. İtalya’ daki başlangıçtan sonra, deniz sigortalarının özellikle 18. yy’ da İngiltere’ de geliştiği görülmektedir.

Denizde başlayıp gelişen sigortacılık, daha sonraları hayat sigortası fikrinin doğmasına neden oldu. Gemi ve yükünün sigorta edilebilmesi, kaptan, yolcular ve tayfaların da sigorta edilebilmesi fikrini getirdi. 17.yy.’da bir İtalyan bankeri olan Tonti’nin getirdiği “Tontines” denilen sistemde, belirli kişiler biraraya gelerek, belirlenen bir süre için ortaya belirli bir para koymakta, süre sonunda hayatta kalanlar parayı aralarında paylaşmaktaydı. İnsanların çoğu, kendilerinin başkalarından daha çok yaşayacaklarına inandıklarından epey rağbet gören bu sistemde ölenlerin maddi kayba uğradıkları düşünülerek, öngörülen süreden önce ölenler için de, ölüm rizikosu karşılığı prim ödenmesi öngörüldü. Ve hayat sigortalarına bir geçiş de bu şekilde başladı.

17.yy.’ın ikinci yarısı sigortacılığın gelişmesine yol açan iki önemli olaya sahne olmuştur. Bunlardan ilki sigortacılıkta istatistik metod ve tekniğinin uygulanmaya başlaması (İhtimal Hesapları), ikincisi ise 2 Eylül 1666 tarihinde Londra’da meydana gelen ve dört gün sürerek 13.000 evle 100 kilisenin kül olmasına yol açan büyük yangındır. Kara sigortalarının doğmasına neden olan bu olay, halk üzerinde büyük etki yaratıp böyle felaketlerin sonuçlarına karşı önlem alınması fikrini doğurdu. Gelişen bu fikirden hareketle 1667 yılında “ Fire Office “ (Yangın Bürosu) kurulmasından sonra 1684 yılında buna rakip bir ortaklık şeklinde ortaya çıkan ilk yangın sigorta şirketi “ Friendly Society “ faaliyete geçti. 1688 yılında İngiltere’de Lloyd’s’ un temellerinin atılmasıyla sigortacılıkta yeni bir dönem başladı. Londra’da bulunan ve Edward Lloyd adında bir kişinin işlettiği kahvehane, gemi sahipleri, iş adamları, ve tüccarların deniz ticaretine ilişkin bilgi alışverişinde bulundukları bir mekan olmuştur. Burada sefere çıkan bir gemi veya geminin yükü üzerine teminat veren kişiler, “Underwriter” sıfatıyla belgeler düzenleyerek faaliyette bulunmaya başlamışlar ve yine bu kişiler Edward Lloyd’un ölümünden sonra, kendi aralarında Lloyd’s adında bir topluluk kurmuşlardır. Lloyd’s 1871 yılında İngiltere Parlamentosunun çıkardığı bir kanunla Birlik haline getirilmiştir. Lloyd’s ilk yıllarında sadece deniz sigortaları sahasında faaliyet gösterirken sonraları kara sigortaları sahasına da geçmiş olup, günümüzde her türlü sigortanın yapılabildiği bir kuruluş haline gelmiştir. Lloyd’s, dünyada başka benzeri olmayan, tamamen kendine mahsus bir sigorta kuruluşudur. Lloyd’s bir sigorta şirketi olmayıp, sigorta teminatı veren şahısların oluşturduğu bir topluluk, bir birlik ve aynı zamanda dünya gemicilik istihbaratı konusunda bir merkezdir. Lloyd’s’ un en belirgin özelliği Lloyd’s üyelerinin bütün varlıklarıyla sorumluluk taşımaları ve hiç bir zaman sigortalı ile doğrudan temas etmemeleri, ilişkinin “Broker” denilen aracı kişi veya firmalarla temin edilmesidir. Broker’lar Lloyd’s ile çalışabilmek için buraya kaydolmakta ve müşterinin gerek sigorta gerekse tazminat alma işlerini takip etmektedirler.

Modern sigortacılığın doğuşuna deniz, kara sigortacılığına yangın, kaza sigortacılığına tren kazaları ile ilişkin bireysel kazalar öncülük ederken, sanayinin gelişmesiyle yaşanan büyük teknik hasarlar, mühendislik sigortalarının gelişimine yol açmıştır.

20. yüzyılın başlarında sigorta şirketleri her türlü sigorta ihtiyacına cevap verebilecek şekilde örgütlenmelerini tamamlamış kuruluşlar olarak etkin hizmet verebilecek düzeye ulaşmışlardır.

Alt Kategoriler

ÜyelerimizBirliğimize kayıtlı firmaları bulabilirsiniz.